Henüz Yorum Yok

Dil Öğrenme Serüveni – “Dili Edinin, Ezberlemeyin”

Dil öğrenmek uzun vadeli ve asla bitmeyecek bir serüvendir. Dünya üzerinde hiçbir insan anadilini dahi tam olarak öğrenip “kendi dilimi öğrendim biliyorum artık” diyemezken yabancı bir dil için “öğrendim” demek ne yazık ki zor. Ancak kilit noktanız istek, azim ve kararlılıktır.

Bu kapsamda harekete geçen Psikorehberim, dil öğrenme sürecindeki “çeşitli sıkıntılar ve çözüm önerileri” konusunda bir seminer düzenledi.

Dil uzmanları tarafından verilen seminerde, Türklerin dili çok iyi öğrenememesinin çeşitli nedenleri anlatıldı.

“Türklerin dili çok iyi öğrenememesinin özünde bir kusur yok, yani zeka geriliği veya öğrenme yavaşlığıyla alakalı bir durum değil” denilen seminerde, “Ancak bunun çok derinlere dayanan sebepleri var. Eğitim sistemiyle çok yakından bir bağlantısı var, içerisinde bulunduğumuz dil ailesiyle bir bağlantısı var. Türkler olarak bizim bir dil handikabımız var” ifadeleri kullanıldı.

Dünya dil sıralamasında Türkiye’nin sondan ikinci olduğunu belirten uzmanlar,  öğrenilen dilin kendi ortamında öğrenilmesi gerektiğini ve bunun için hiçbir zaman geç olmadığını vurguladılar.

“Dil öğrenilebilir bir şeydir, yaştan bağımsızdır, sadece zaman değişebilir” diyen uzmanlar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Kelime ezberlemeyin.  Ezberlemenin özünde beynin bir tarafından siz kelimeleri oraya yazarsınız, o orada durur. Meseleyi bisiklet veya araba sürmeyi öğrenmek gibi düşünün. Beyin otomatik olarak komutları iletir. Dilin bu hale gelmesi gerekir, ezberin size bir faydası yok. Bir faydası olur sınavı geçersiniz. Dili edinin, konuşun, duyun, okuyun, konuşun, yine konuşun, kulaklarınızı ve dilinizi çok iyi kullanın.  Edindiğiniz kelimeyi hiçbir zaman unutmazsınız, çünkü öğrenmişsinizdir bunu.”

HERKES KENDİNE UYGUN ÖĞRENME TARZINI BULMALI

Cümle ezberlemeyi sadece günlük kullanımda tavsiye eden ve dil öğrenme sürecinde sürekliliğin önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, tekrarlamanın önemini vurgulayarak, pratik yapma zorunluluğuna dikkat çekti.

Kelimeleri, bir binayı inşa ederken ki tuğlalara benzeten uzmanlar, “Kelimelerin karşılıklarına, anlamlarına bakarken perspektifinizi geniş tutun” dedi.  

Google Translate kullanırken dikkatli olunması gerektiğini ifade eden uzmanlar,  cümlelerin veya kelimelerin farklı anlamlara gelebileceğini vurguladılar.

Resmi eğitimin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, “Cümle öğeleri dil öğrenme sürecinde önemlidir. Türkçe dil bilgisi tekrardan gözden geçirilmelidir, çünkü dil öğrenirken bunlar çok önemlidir.  Cümle sonuna gelen eklere dikkat edilmelidir “ gibi bilgiler verdi.

Uzmanlar, kaynakları kullanırken ders kitabı, gramer kitabı ve hikaye kitabının seviyeye uygun olması gerektiğini aktarırken, “Kaynak kullanırken boğulmamanızı tavsiye ediyorum” önerisinde bulundular.

Herkesin kendine uygun öğrenme tarzını bulması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, şöyle devam ettiler:

“Dilin kulağınızdan girip beyninize erişmesi gerekiyor. Dil penceresi beynin dilin algılamasıyla ilgilidir. 12-15 yaşına kadar insanlar dili doğal öğrenebiliyorlar. Bu yaşlardan sonra süreç biraz daha zorlaşıyor. Bilim bunu söylüyor. Dil penceresi kapandıktan sonra dili ana diliniz gibi konuşma hayalinizden vazgeçin. Dili aksanıyla konuşmaya odaklanmayın, konuşmaya, derdinizi anlatmaya odaklanın. Önemli olan dili konuşmak ve anlayabilmektir, aksana takılmayın. Dil öğrenme penceresi kapandıktan sonra, dili doğru şekilde öğrenme penceresi her zaman açıktır, mükemmel telaffuz kaygınız olmasın. “

DİLİ HALLETMEK DİYE BİRŞEY YOKTUR

“Dili halletmek diye bir şey yoktur, bu bir yolculuk, bu bir süreçtir, sadece bu süreçte ileri gidersiniz, azimle devam ettirdiğinizde bir süre sonra göreceksiniz ki seviyenizi ilerletmişsinizdir” diyen uzmanlar, “halletmekten ziyade bunu bir seviyeye getirip, bu ülkenin bir parçası olup, bu dili kullanabilme becerisine sahip bir bakış açısıyla öğrenmeliyiz” önerisinde bulundu.

Kitap okurken, kelime bakma sayısı fazlaysa bir alt seviyeye geçme tavsiyesinde bulunan uzmanlar, aksi takdirde bunun sıkıcı hale gelip, süreklilik arz etmeyeceğine dikkat çekti.

Radyo dinlemenin ve televizyon izlemenin önemli olduğunu aktaran uzmanlar, “Dinlemek çok önemlidir, özellikle radyoyu çok dinleyin, anlamazsanız da dinleyin, çünkü bir süre sonra fark edeceksiniz ki ilerlemişsiniz. Bunun faydası  tarif edilemez” dedi.

Dil koçlarının bu süreçte önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, hepsiyle farklı şeyler yapılması tavsiyesinde bulunarak, birebir rehberliğini önemli olduğuna dikkat çektiler.

“Kendinize ödevler verin. Çocuklardan ve gençlerden yardım alın. Kitabı olarak öğrenmek sıkıcı gelebilir o yüzden çocuklardan destek alın “ diyen uzmanlar, şunları kaydettiler:

“Kendi kendinize konuşun, cümleler kurun, kurduğunuz cümleleri duyacak şekilde tekrarlayın. Kendinizi duyarsanız, dile aşina olmaya başlarsınız. Günlük tabirleri tekrar edin.

Günümüzde çok imkan var dil öğrenmek için. Kaynak çok ama maalesef zaman yok. Günümüz imkanlarını değerlendirirken zamanı doğru yönetmeliyiz. Dil ayrı bir dünya. Siz bir noktaya geldiğinizde, sizin için ayrı bir dünyanın kapısı açılacak ve siz ayrı bir dildeki insanların konuşmalarını anlayabileceksiniz, bu inanılmaz bir duygu. Bunun karşılığında bilmeniz gerekiyor ki sihirli bir değnek yok. “

İnsanın dili öğrenmesi için çalışmanın, para ve zamanın önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, “bir yol var ve bu yolda yürüyen sadece sizlersiniz. Dil öğrenmede sorumluluk sadece size düşer, diğer insanlar size sadece yol gösterebilir, ışık tutabilir. Bu meseleyi bir iş gibi görüp, ona göre davranmalıyız. Derse bakarken konuşulan kelimeleri, cümleleri tekrar etmek çok önemlidir. Konuşmak, yazmak, okumak ve dinlemek bu dört ayağa çok dikkat etmeliyiz” dedi.

Uzmanlar, yetişkin eğitimi veya 40 – 50 yaş arasında olanlara günlük kullanımda yaygın kullanılan tabirleri öğrenmelerini tavsiye edip, gönüllü işlere girmelerini önerdi.

Çocukların birden çok dili aynı anda öğrenebileceğini söyleyen uzmanlar, konuşmalarını şöyle sürdürdüler:

“ Dil koçlarıyla görüştüğünüzde sadece konuşmayın, bir hikaye kitabı okuyup onu anlatın. Seviyenin çok önemi yok, basit cümleler kuruyorsanız başlayın ama arkadan da destekleyin.

İki dili birden öğrenebilirsiniz, ama süreci uzatabilir, bu da motivasyonu düşürür. Bu yüzden buna dikkat edin. Bizler kaygılı ve mükemmeliyetçi bir milletiz. Dil konuşmak hadisesi hata yapma opsiyonu gerektiren bir durumdur. Bu yüzden bununla yüzleşin, dil ile ilgili rahat olun, karşıdaki insana hiçbir zaman bir Hollandalı gibi konuşamayacaksınız. Ayrıca bu insanlar da mükemmel bir dil konuşmuyor, bunu hayatın içine girince anlayacaksınız. Toplumsal kaygılarınızı bir kenara bırakın. “

Kaynak: www.psikorehberim.com

Yorum yaz