Hollanda’nın Kısa Tarihi

Yeni geldiğimiz bu ülkenin tarihini bilmek, insanları, geleneklerini ve davranışlarını anlamak adına oldukça önemlidir. Tabii bir ülkenin tarihi kısa bir yazı ile anlatmak imkansız ama bir başlangıç olması adına önemlidir.

Turuncu (Orange) Rengin Kökeni

Hollanda kraliyeti veya resmi ismi ile Oranje-Nassau hanedanlığının geçmişini, ülkenin kurucu babası (vader des vaderlands) Willem van Oranje’den başlatmak uygun düşer. Hanedanın ismindeki Almanya kenti olan Nassau’ın bulunmasının sebebi Willem van Oranje’nin babası Willem de Rijke’nin Nassau şehrinin kontu(graaf) olmasından kaynaklanıyor. O zaman ünvanlar babadan oğla geçtiği için oğul Willem da aynı ünvan ile anılıyor. Oranje ismi ise, Willem’in Fransa’daki kuzeni René’nin ölümü sebebi ile kendisine miras kalıyor. Orange ise Fransa’nın güneyinde bir yerleşim yeri: Çünkü Orange şehri ile anılan bir prenslik ve ünvan bulunmaktaydı. Kuzenin ölümü neticesi ile bu ünvan Hollanda’nın kurucusu Willem van Oranje’ye veraset yolu geçmiş oldu. Yani bildiğimiz portakal meyvesi ile meselenin çok alakası yok. Sadece kelime o meyveyi ifade ettiği için, Hollanda hanedanının ismi de o şehre atfen bir isim olduğundan dolayı, milli takım formaları dahil portakal rengi tercih ediliyor.

Mezhep Savaşları

Hollanda Avrupa’daki mezhep savaşlarını en derinden hissetmiş ülkelerden birisidir. Endülüs’ün yıkılmasından sonra güçlenen İspanya, Avrupa’da Katoliklik mezhebinin savunucularından birisiydi. Özellikle tutucu bir Katolik olan II. Philip, Protestan mezhebinin yayılmasından oldukça rahatsızdı. Protestanlığın 1500’lerin başlarından itibaren yayılmaya başlaması, Hollanda’yı da tesiri altına aldı. Hollanda’nın önderi Willem van Oranje Protestanlığı kabul etmişti. İspanya ile bu sebebin de etkili olmasıyla başlayan gerilim, 1568-1648 yılları arasına kadar sürecekti (80 yıl savaşları). İlginçtir Katolik baskısından bunalan Hollanda’da Türkler ile alakalı bir madeni sikke bastırılmıştı. Bu paraların üstünde “Liever Turks dan paus”(Türk Papadan yeğdir) yazıyordu. Aslında bu tam bir iltifat değil. Papa olmasın da Türk’ü tercih ederim manasına da gelmektedir.

Coğrafi Kesifler

Tam da bu esnalarda Coğrafi Keşifler hız kazanmaya başlamıştı ve Hollanda dünyaya açılıyordu. 1600’lerin başında hem Amerika’ya gidilip bugünkü New York kentini ilk kuranlar olmuşlardı, hem de 1612 yılında Sultan I. Ahmed ‘den kapitülasyon hakkı kazanmışlardı. New York ve çevresinde orijinal ismi Hollandaca olan önemli yerleşim yerleri bulunuyor. New York’un mevcut isminden önce, Nieuw Amsterdam olarak anıldığını da unutmamak gerekir. Çünkü şehir İngilizlerden önce Hollandalıların hakimiyeti altındaydı. Amerika’da faaliyete başlayan meşhur New-Holland traktörleri de bu konuda çağrışım yapabilir, zira üretime başlandığı yer Pennsylvania olduğu için, o bölge de Yeni Hollanda (New Holland) olarak anıldığından bu ismi alıyor.

Amerika’ya dönelim…Hollanda’nın Amerika’nın doğu sahillerinde bulunan Nieuw Nederland diye bir eyaleti bulunmaktaydı. 1614 yılında kurulduğu kabul edilecek olunursa, aslında Doğu ve Batı’ya aynı anda açılım yapıldığı ortaya çıkıyor. New York eyaletine yeniden bakalım, o bölgede Nassau County diye bir yerleşim yeri bulunmaktadır. Basit tercüme olarak Nassau kontluğu diyebileceğimiz bu bölge Hollanda’nın hanedan ismini taşımaktadır. Yine o bölgede bulunan “Coney Island”‘ın da Hollandacadan alınan bir isim olduğu yaygın bir kabuldür. Konijn Hollandaca tavşan demek olduğundan, Coney isminin bu isimden geldiği söylenmektedir. Bir diğer isim olan Schuyler County’e bakalım. Schuyler ailesi Hollanda’dan göç eden Amerika’daki meşhur ailelerden birisi. Ailenin ilk önemli ismi Philip Pieterse Schuyler Amsterdam doğumlu olup sonradan Amerika’ya yerleşmiştir. Yine böyle meşhur bir aile olan Vanderbilt ailesi bulunmaktadır. Aile Hollanda’daki Utrecht şehrine çok yakın bir yerleşim yeri olan De Bilt’ten göçtükleri için bu ismi almış. Normalde Hollandaca “van der Bilt” olarak yazılır ama İngilizcesini birleştirerek ifade etmişler. Mesela Roosevelt ailesi de aslen Hollanda asıllıdır ve Amerika’da iki başkan çıkarmışlardır. Bunların en meşhuru II. Dünya savaşında ve Amerika’nın ekonomik krizden çıkmasında  etkin olan Franklin Roosevelt,( Rose field= Gül tarlası)  diğeri ise Theodore Roosevelt’dir.

Hollanda Birleşik Doğu Hindistan Şirketi (Verenigde Oost-Indische Compagnie VOC)

1602 yılında kurulan ve Dünya’nın ilk uluslararası şirketi kabul edilen (Hollanda) Birleşik Doğu Hindistan Şirketi (Verenigde Oost-Indische Compagnie) Uzak Doğu da dahil dünyanın bir çok ülkesinde ticaret gerçekleştiriyordu. Tabii zenginleşme Hollanda’da Altın Çağ (Gouden Eeuw) denen dönemin başlamasında etkin oldu. (zaman aralığı tartışmalı olsa da dönemsel iniş-çıkışlara rağmen 1588-1702 yılları arasıdır).

Hollanda’nin Hosgoru Iklimi

Bu dönemde Hollanda’da görülen hoşgörü ikliminden biraz söz edelim. İspanya-Portekiz’den ayrılmak zorunda kalan Yahudiler, Osmanlı ve Hollanda’ya sığınmışlardı. Mesela bu Yahudilerin neslinden gelen, dünya düşünce tarihini derinden etkileyecek 1632 Amsterdam doğumlu Spinoza çok önemli bir isimdir. Veya bir diğer örneğe bakalım; Descartes yine Spinoza kadar çok önemli bir düşünürdür. Kendisi hemen hemen ayrı zaman dilimlerinde 20 seneden fazla Hollanda’da yaşamıştır. Bir örneğe daha bakalım, aydınlanmanın öncülerinden John Locke da Hollanda’ya gelmişti. O da yine aynı Altın Çağ periyodunun insanıydı. John Locke’un basılı ilk eseri olan “Hoşgörü Üzerine Bir Mektup”‘u Hollanda’da yazmıştı. O mektubun içeriğini İngilizce olarak buradan okuyabilirsiniz. Neden Dünya’nın değişik ülkelerinden ve Dünya tarihini en çok etkileyen düşünce insanları diğer memleketlere nazaran küçük olan Hollanda’ya gelmeyi tercih ediyorlardı? Elbette hoşgörü ve hürriyet aynı zamanda da zenginleşen bir ülke olduğu için bunlar tercih sebebiydi. Hollanda Anayasası’nın ilk maddesine bakalım: Hollanda’da bulunan herkes, eşit durumlarda eşit muamele görürler. Din, hayat görüşü, politik eğilim, ırk, cinsiyet veya her ne sebeple olursa olsun, ayrımcılığa izin verilmez. Neden hoşgörülü olmak zorundaydılar? Bunu bir Hollandalı akademisyen sorduğunda, “Tüccarlar esnek olmak zorundadır” demiştim ve doğru demişti. Yani siz dünya ile ticaret yapıyorsanız, dünyanın değişik ülkelerine gidiyorsanız, bu açılımı ancak hoşgörü ile yapabilirsiniz. Bugün biz de dünyaya açılıyorsak, değerlerimizi kaybetmeden insanlar ile geçinme ve yaşama tecrübesine sahip olmalıyız, belki de bunu başarmak zorundayız. Tabi bir tüccar arzusu ile değil, dinimizin de tesiri olan yüksek insani değerler adına yapmamız gerekiyor düşüncesindeyim.

Hollanda Kraliyeti

Biraz da şu günlerdeki kraliyetten bahsedecek olursak, Almanlar sadece ağır sanayi değil, prens, prenses de ihraç eden bir millet. Mesela Hollanda kraliyetinin de Alman asıllı üyeleri vardır. Ülkeyi elli sene yönetmiş kraliçe Wilhelmina’nın eşi Hendrik de bir Alman, sonraki Kraliçe Julliana’nın eşi Bernard da bir Alman, Daha sonraki Kraliçe Beatrix’in eşi Claus da bir Alman. Mevcut Kral Willem-Alexander’in babası, dedesi ve dedesinin babası da bir Almandı. Kendisi de çok iyi Almanca konuşur. Eşi Kraliçe Maxima ise Arjantin asıllı. Mevcut Kraliçe prenseslik zamanında hizmetin birkaç müessesine ziyaret düzenlemişti. Biraz da Willem isminden çok bahsetmişken, kral isimlerinin menşeinden söz edelim. Fransızlar “Louis” diyor Almanlar Ludwig, Hollandalılar Lodewijk. Bunun dini bir temeli bulunmakta. Frankların ilk kralı Clovis. I. Clovis’in bir özelliği var ki, Hristiyanlığı kabul etmesi ile birlikte kıtanın dini hüviyeti üzerinde çok büyük etkisi oluyor. Ardından ismi Latince Ludovicus’dan Louis’e dönüşüyor. Veya Charles ismine bakalım. Alman ve Hollandalılar Karl/Karel veya İspanyollar Carlos diyor. İsim Avrupa’nın mühim hükümdarı Charlemagne’dan kalma. Bizde biraz tarih ile ilgilenenler Şarlman ismine aşinadır.  Şarlman, Abbasi hükümdarı Harun Reşid’e hediyeler göndermiştir. Şarlman tabii Avrupa’yı tek bir el altında birleştirmeye calışmış çok önemli bir isim. Hatta şuan Brüksel’deki Avrupa Birliği’nin yerleşkelerinin bir kısmı “Karel de Grotelaan” adlı adrestedir. Yani AB’nin bulunduğu bu sokağa bu hükümdarın isminin verilmesi uygun düşmüş. Şarlman’in kuzeni ise William. William Endülüs’ün kuzeyde ilerlemesini durdurmaya yardım etmiştir. Tabi sonradan Kilise tarafından aziz ilan ediliyor. İsmin şöhret bulması ile birlikte krallar da bu ismi kullanıyorlar. Almanlar Wilhelm derler, Hollandalılar Willem. İşte Hollanda Kraliyet’ inde çok görülen Willem veya Wilhelmina isminin asıl kökü buraya dayanmaktadır. Bunlar benim eskiden yazdığım ve üzerine ilave ettiğim bilgiler.

Tabii ki bir tarih bu kadar bir seriye sığdırılamaz. Ilerde baska yazilar ile konuyu acmayi planliyoruz.

Son Söz

Hollandalılar genel olarak zorluklara katlanabilen, azimli ve kararlı bir şekilde çalışan insanlardır. Yüzyıllardır ticaret yapmaları onlara diğer insanlarla geçinmeyi ve hoşgörüyü öğretmiştir. Bu özellikleri sayesinde mülteci olan bize birçok imkanları sunan Hollanda’nın kadirşinas insanlarına Allah afiyet versin.

Kaynak: https://twitter.com/FatihKumas4

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *